30 Haziran 2009 Salı
28 Haziran 2009 Pazar
27 Haziran 2009 Cumartesi
Agnes Deyn
Saçımla ilgili paranoylarım bitmek bilmedi. Abi acaba şöyle mi daha güzel olur falan derken, en sonunda bi erkek berberine gittim kafamdaki düşünceleri adamla paylaştım. Sen yaparsın abi kesersin istediğim gibi valla sen süper bi insansın diye gaz verdikten sonra koltuğa oturdum.
Şimdi nasıl mıyım? Valla paranoyalarım bitti sanırım. Saçım gayet kısa. Aslında ünlü model agnes deyn gibi oldum desem yerinde bi tespit yapmış olurum. Hey gidi berber abi beni baştan yarattın seviyos seni.
Şimdi nasıl mıyım? Valla paranoyalarım bitti sanırım. Saçım gayet kısa. Aslında ünlü model agnes deyn gibi oldum desem yerinde bi tespit yapmış olurum. Hey gidi berber abi beni baştan yarattın seviyos seni.
Doğa ana
Hayvanları seviyorum kardeşim. Hem de çok fazla seviyorum. Öyle böyle değil. Hatta olayı abartıyorum kendimi hayvan zannediyorum. Zaman zaman kedi ya da köpek olduğuma dair hisler besliyorum. Bazen fil, fok ya da zürafa olduğuma da inanmadım değil hani. Tuhaf mı? Hayır bence değil. Onları anladığımı ve onların da beni anladığını biliyorum. Evet iddia ediyorum!
Plajda oturuyoruz Memo ile. Memo çok iyi bir insandır. Herşeyi anlar, dinler, abuk subuk boş konuşmalar yapıp insanı yormaz. Sufidir, candır, ciğerdir. Bir nevi son mohikandır. Yüzme bilmez ama suya tapar. Aslında ben ona Memo bak böyle yüzcen derken o kendi stilinde çoktan kulaçlarla yüzüyordur. Niye bilmediğini iddia eder dersen bu ayrı bir hikaye.
Neyse plajda otururken yanımıza devamlı köpekler geliyor. O kadar süperler ki devamlı koşup oynuyorlar. Bi tanesinin adı Bobi. Memo koydu adını. Bobi devamlı benimle denize girip yüzüyor. Çok süper bir varlık o. Sonra gelip yatıyor yanıma falan uyuyor. Yan şezlongda bütün gün beynimi siken "gııııııı gah gah gah güdüyoooossss vallüüüü gııııı gala gala gala...bah bah düverüm yapmahhhh düverim ümmüğünü sıkarüm bah gulug gulu gulu...dayımgillere güdelim ahşam eniştengiller de gelcek anneeeeeeeeeeeeeeeeeaaaaaaaaa..." şeklinde anıran kayseri kökenli olduğunu anladığım aile ile kominikasyon kurmak bir kanser sebebiyken, Bobi ile gayet iyi anlaşabiliyorum. Yanımızda olan yiyecekleri güzelce paylaşıp geçinip gidiyoruz.
Ayrıca kumda yürüyen bok böceği ile de gayet aram iyi. Her gün geliyo bi bakıyo orda mıyım diye sonra kendi yoluna gidiyor.
Ay lav neyçır...STOP.
Plajda oturuyoruz Memo ile. Memo çok iyi bir insandır. Herşeyi anlar, dinler, abuk subuk boş konuşmalar yapıp insanı yormaz. Sufidir, candır, ciğerdir. Bir nevi son mohikandır. Yüzme bilmez ama suya tapar. Aslında ben ona Memo bak böyle yüzcen derken o kendi stilinde çoktan kulaçlarla yüzüyordur. Niye bilmediğini iddia eder dersen bu ayrı bir hikaye.
Neyse plajda otururken yanımıza devamlı köpekler geliyor. O kadar süperler ki devamlı koşup oynuyorlar. Bi tanesinin adı Bobi. Memo koydu adını. Bobi devamlı benimle denize girip yüzüyor. Çok süper bir varlık o. Sonra gelip yatıyor yanıma falan uyuyor. Yan şezlongda bütün gün beynimi siken "gııııııı gah gah gah güdüyoooossss vallüüüü gııııı gala gala gala...bah bah düverüm yapmahhhh düverim ümmüğünü sıkarüm bah gulug gulu gulu...dayımgillere güdelim ahşam eniştengiller de gelcek anneeeeeeeeeeeeeeeeeaaaaaaaaa..." şeklinde anıran kayseri kökenli olduğunu anladığım aile ile kominikasyon kurmak bir kanser sebebiyken, Bobi ile gayet iyi anlaşabiliyorum. Yanımızda olan yiyecekleri güzelce paylaşıp geçinip gidiyoruz.
Ayrıca kumda yürüyen bok böceği ile de gayet aram iyi. Her gün geliyo bi bakıyo orda mıyım diye sonra kendi yoluna gidiyor.
Ay lav neyçır...STOP.
26 Haziran 2009 Cuma
:)
Bugün denizde 2 küçük kız çocuğu yüzüyorlar şarkı söylüyorlar oynuyorlar atlıyorlar falan. Çok eğleniyorlar belli. Hayatlarının anı hatta. Bir tanesi fısıldayarak:
- Bu denizin adı ne biliyor musun?
- Ne?
- Özgürlükler denizi.
- Bu denizin adı ne biliyor musun?
- Ne?
- Özgürlükler denizi.
23 Haziran 2009 Salı
Bodrum insanı
Bodrum' a çocukluğumdan beri gelirim. Ama nedense kimse beni tanımaz, ben herkesi tanırım. Sanırım değişen saç modellerimden olsa gerek. Burası küçük biyer. Eskiden köy diye geçerdi ama tabi pek köylük hali kalmadı artık. Yine de tek tük buranın yerlisi köylüsü falan var etrafta. Buranın insanı bi acayiptir. Çok yoruculardır. Genellikle aklı selim bi insanın buradakilerle muhabbet etmesi imkansızdır. Karşılarındakini hiç dinlemezler. Dinleseler de söyleneneleri process edip tanımlayacak kadar bellek yoktur. Bu yüzden sadece "hayır" ya da "ama" ile başlayan cümleler kurarlar. Bu da bir süre sonra onların monolgu haline dönüşür ve çok aşırı sıkıcı olur. Kaçası gelir insanın. Zaten bahsedilen şeyler ile ilgilenmezler. Tek ilgilendikleri evlilik, çocuk, yemek ve hava durumudur.
- Deniz suyu bugün çok güzel. (Empati kurarım umuduyla başlatılan bi diyalog)
Halbuki karşındaki sadece evli olup olmadığına falan odaklanmıştır.
- Hayır! Dün daha iyiydi. Bugün güzel değil.
- Aaaa ben yüzdüm demin bana çok güzel geldi. Hem dün de girmiştim. Gerçekten bugün dünden daha ılık, hoş.
- Hayır! Ama siz dün çok geç girmişsinizdir. O yüzden şimdi size iyi gibi geliyordur.
( Hay amına koyyim ya. Nereden girdim bu saçma muhabbete. Banane kadın sudan falan. Ben yüzdüm kardeşim ve hiç ilgilenmiyorum su kaç derece. Yüzmek istedim ve yüzdüm. Bu kadar. Kuzey denizi olsa gene yüzerdim çünkü yüzmeyi seviyorum! Senin o saçmasapan birbirine bitişik sayko gözlerin duran suratın ve dudak bükme hareketlerin de ayrıca çok çirkin. Bence sen zaten denize falan girme. Otur evde herşeyden şikayet et. Tamam mı!)
Bu insanların kafasında herhangi bir konu ile ilgili bir fikir yoktur. O yüzden herşeyi bilmeye çalışma oyunu oynarlar ve bunu da her şeye muhalefet olarak yaparlar.
Şimdiye kadar benim ne dediğimi dinleyen hiçbir bodrum insanı ile karşılaşmadım. Hep bir monolog kurbanı oldum. Ama artık tecrübeliyim ki arkama bakmadan yürüyüp gidiyorum.
- Deniz suyu bugün çok güzel. (Empati kurarım umuduyla başlatılan bi diyalog)
Halbuki karşındaki sadece evli olup olmadığına falan odaklanmıştır.
- Hayır! Dün daha iyiydi. Bugün güzel değil.
- Aaaa ben yüzdüm demin bana çok güzel geldi. Hem dün de girmiştim. Gerçekten bugün dünden daha ılık, hoş.
- Hayır! Ama siz dün çok geç girmişsinizdir. O yüzden şimdi size iyi gibi geliyordur.
( Hay amına koyyim ya. Nereden girdim bu saçma muhabbete. Banane kadın sudan falan. Ben yüzdüm kardeşim ve hiç ilgilenmiyorum su kaç derece. Yüzmek istedim ve yüzdüm. Bu kadar. Kuzey denizi olsa gene yüzerdim çünkü yüzmeyi seviyorum! Senin o saçmasapan birbirine bitişik sayko gözlerin duran suratın ve dudak bükme hareketlerin de ayrıca çok çirkin. Bence sen zaten denize falan girme. Otur evde herşeyden şikayet et. Tamam mı!)
Bu insanların kafasında herhangi bir konu ile ilgili bir fikir yoktur. O yüzden herşeyi bilmeye çalışma oyunu oynarlar ve bunu da her şeye muhalefet olarak yaparlar.
Şimdiye kadar benim ne dediğimi dinleyen hiçbir bodrum insanı ile karşılaşmadım. Hep bir monolog kurbanı oldum. Ama artık tecrübeliyim ki arkama bakmadan yürüyüp gidiyorum.
20 Haziran 2009 Cumartesi
19 Haziran 2009 Cuma
17 Haziran 2009 Çarşamba
16 Haziran 2009 Salı
15 Haziran 2009 Pazartesi
8 Haziran 2009 Pazartesi
GülMe Ergen
Demin boş boş çalışan televizyona baktım ve bir an Gülben Ergen ile göz göze geldim. Kadın o kadar çok kasıyor ki kendini görüntü verirken, konuşurken ya da şarkı söylerken, böyle ense kökümden belime kadar ben de tutuluyorum. Pek bi rahatsızlık verici kadına bakamıyorum bile yani.
Biraz rahatlasa ne bilim bi bira içse, şöyle dev bi geğirse falan üstüne, ılık bi duş yapsa gülümseme kaygısı olmadan, saçını başını yolsa falan bişey yapsa ya ne gıcık bi kadın bu ya...
Biraz rahatlasa ne bilim bi bira içse, şöyle dev bi geğirse falan üstüne, ılık bi duş yapsa gülümseme kaygısı olmadan, saçını başını yolsa falan bişey yapsa ya ne gıcık bi kadın bu ya...
4 Haziran 2009 Perşembe
Plak hışırtısı içimdeki tozları süpürüyor gibi bir ses çıkar mıyor mu sence de? Pille çalışan zavallı aletler kurmalı bebekler ve pamuk prenses. Yedi cüceleri olmadan yaşayan bir prenses. Kabarık beyaz eteklerini görüp işte bu dediğim prenses...İçimizde başkalarının ceset kokularını duymamak için hep başkalarını kokladık. Aradık ama gene de aklımızdaki unutlumayan kokuyu... Bazen dolmuş duraklarında bazen otobüslerde bazen bir arka sokakta ucuz bir barda tavlada sevgilini yenerken arkandaki adamda aynı kokuyu duyup aynı o zamandaki duyguyu hissedebilmek için uğraştık... Oysa ki parçalanmış kalplerimiz ve herşey onun dışında....Parçalanmış gençliğimiz . Sevdiklerimiz hep alıp başlarını nereye gidiyorlar? Kelimeler bitmeden eylemler bitmiş mi oluyor bazen? Ve her zaman sarfedilecek bir sürü cümle mi kalıyor arkada? Neden herşey eksik? Ben çığlık attıkça kedi bana bakıyor. Anlıyor galiba çektiğim acıyı. Tanrım bana dayanamayacağım bi acı verme demiştim. O da bana "unutmayı öğrettim sana" dedi. "Yok olmayı öğretmedin ama" dedim. Şimdi keman çalan bir adamın evinden kalbimi alıp çekmeceye koymam gerek. Kime ne kadar katlanıyoruz be kuzum? Katlanarak mı çoğalıyoruz? Yoksa bölünerek mi? Ruhumuz bölündükçe mi yaşıyor olduk ne zamandan beri ya....
Bişey var...............................................................................................................................................................................
Mı?
Bişey var...............................................................................................................................................................................
Mı?
2 Haziran 2009 Salı
Not a kind of love it's easy to forget
Marble House - The Knife
The moment we believe that we have never met Another kind of love it's easy to forget When we are all alone then we do both agree We have a thing in common this was meant to be
1 Haziran 2009 Pazartesi
Güzel gün
Bugün sabah 6:45 te uyandım kendi kendime. Ya çok erken yatiyim dedim yattım tekrar. Sonra 9 da kalktım. İyi uyandım ama. Böyle keyifli güzel falan. Kendimi 3 yaşında gibi hissediyorum. Yeşil çay yaptım onu içiyorum şimdi. Yeşil çay gerçekten faydalı bişeyse eğer ben bayaa faydalı bi varlığım sanırım çünkü bissürü içiyorum bundan. Günün geri kalanında neler yapacağımı henüz bilemiyorum.
İyi güzel bir gün olsun. Yarışmacı arkadaşlara başarılar.
İyi güzel bir gün olsun. Yarışmacı arkadaşlara başarılar.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Açıkladıkça batıyorum...

