31 Temmuz 2010 Cumartesi
28 Temmuz 2010 Çarşamba
Taksim' den nefret etmek için çok sebebim var dude
*Taksim' den Bakırköy' e gelirken tam Haliç Köprüsü' nün üzerindeki rampadan aracı boş vitese alıp langır lungur, hızlanan bir ivmeyle kontrolden çıkmışcasına giden sarı dolmuşların içindeki ben, şoföre ana avrat düz gitmemek için dişlerimi o kadar çok sıkıyorum ki çene yapım değişiyor yıllardır; ama onlar değişmiyor. Değişmeyecek.
*Taksim' den evime dönene kadar sözle hareketle ya da başka şekillerde taciz edilmeden geçen her güne şükrediyorum. Tanrıya olan inancım giderek kuvvetlendi yıllardır.
*Dolmuşta yanıma oturup anında uykuya dalan, aracın her hareketine uyumlu olarak boynu bir o tarafa bir bu tarafa savrulan, ritmik bir biçimde omzuma kafa atıyormuş hissi yaratan adamlardan biri de bigün dese ki kusura bakmayın rahatsız ettim ama dalmışım. Tabi ki şimdiye kadar böyle bir mucizevi olay gerçekleşmedi. Hatta olay sen arandın durumuna kadar geliyor bu ülkede. Nasıl oluyorsa artık? Neyi aranıyorum dostum? Sen kimsin?
*Adım attığın her 1-2 dakikada bir eline tutşturdukları bröşür ilan üyelik formu bildiri imza kağıdına "hayır teşekkürler" dediğinde arkandan depar atarak "sadeceee 2 dakikanııızzzz..." diye yırtınan kitle. O ne abi? Bi git ya!!!!...
*Kafana düşmek üzere gökyüzüne fırlattıkları ışıklı cisimleri hiç mi hiç saymıyorum. Nefret!
*Taksim' den evime dönene kadar sözle hareketle ya da başka şekillerde taciz edilmeden geçen her güne şükrediyorum. Tanrıya olan inancım giderek kuvvetlendi yıllardır.
*Dolmuşta yanıma oturup anında uykuya dalan, aracın her hareketine uyumlu olarak boynu bir o tarafa bir bu tarafa savrulan, ritmik bir biçimde omzuma kafa atıyormuş hissi yaratan adamlardan biri de bigün dese ki kusura bakmayın rahatsız ettim ama dalmışım. Tabi ki şimdiye kadar böyle bir mucizevi olay gerçekleşmedi. Hatta olay sen arandın durumuna kadar geliyor bu ülkede. Nasıl oluyorsa artık? Neyi aranıyorum dostum? Sen kimsin?
*Adım attığın her 1-2 dakikada bir eline tutşturdukları bröşür ilan üyelik formu bildiri imza kağıdına "hayır teşekkürler" dediğinde arkandan depar atarak "sadeceee 2 dakikanııızzzz..." diye yırtınan kitle. O ne abi? Bi git ya!!!!...
*Kafana düşmek üzere gökyüzüne fırlattıkları ışıklı cisimleri hiç mi hiç saymıyorum. Nefret!
27 Temmuz 2010 Salı
Herkese yalan söyledim. Uydurdum bişiler. Attım tuttu mesela. Bazen öyle bir attım ki çok uzağa gitmiş tutmadı. Unuttum bi ara. Hatırlayınca ağır gelmedi mesela...Hafif de değildi aslında ne bilim...Dayanılabilecek kadar sıcak gibi galiba. Baya da dayandım galiba. Buna dayanmak denirse. İyi gidiyordum gerçekten de...Yani şimdi ne oldu peki? Herşey ağır geliyor şimdi...Yüklü geliyor herşey.
Gece geç bir saatti...İsmini duydum. Mesela çok ağır geldi. Dayanamaz oldum. Nooldu şimdi ha?
Gece geç bir saatti...İsmini duydum. Mesela çok ağır geldi. Dayanamaz oldum. Nooldu şimdi ha?
19 Temmuz 2010 Pazartesi
10 Temmuz 2010 Cumartesi
Kocaman bir şişe beyaz şarap ile başladı herşey. Giyilen pek süslü ve bir o kadar çizgili kıyafetler ile devam etti...Boş kalmış gece klüpleri ve ıslanmış sokaklarda tanımadıklarımız ile içilen bir iki bira ve sonu gelmeyen laf kalabalığı. Tuvalet önü geyikleri, dj in seçtikleri...Nerdeyiz be kuzum burası hangi sokaktaydı? Bilmem. Şu senin eski sevgilin mi? Hangisi? Ha... O mu... Değil. O sadece eskilerden biri...
Bir bar sonrası sabahı ve baş ağrısı.
Bir bar sonrası sabahı ve baş ağrısı.
8 Temmuz 2010 Perşembe
"Biz" insanlar kaybettik.
- Napıcaz lan biz böyle?
- Herşey ne kadar garip di mi?
- Biz kaybettik... Biz kaybettik. Bu kadar.
- Herşey ne kadar garip di mi?
- Biz kaybettik... Biz kaybettik. Bu kadar.
Winter time
Bloga yeterince zaman ayıramamak, aslında yaşama zaman ayıramamak, okula gitmek-işe gitmek ve arada bir bardak kahve ve sigara molası vermek için can atmak...Kocaman kış geçti. Hepimizin o soğuklarda içi geçti di mi? İşte ben o sıralarda deliler gibi çalışmak ve öğrenciliğin sorumluluklarının altından kalkmak ve delirmemek için arada, bir iki kadeh atıp dağıtmakla meşguldüm. Zor geçti bu kış. Ama geçti ve bitti. Şimdi güneş parlıyor. Siz sıcaklardan şikayet ederken ben gene çalışıyor ve okuldaki işler için araştırma yapıyorum. Elimde kocaman karmaşık kitaplarımla mutluyum. Birilerinin bakıp da "kızım delirdin mi bunlar ne?" demesinden de şikayetçi değilim. Geçen gün ekrandaki devasa excel tablosundaki rakamlara bakıp gözlerini kocaman açan arkadaşım "deli kafası" dedi ve gitti yanımdan. Sormadı bile napıyorsun diye. Olsun ben gene de o tabloları seviyorum. Ha bi de şimdi yanımda uyuyan kedicik Ponpon' u çok seviyorum. Sanırım biraz olsun Tırtır ile ilgili acımı hafifletiyor. Tırrrrrrrrrr tırrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr.........
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Açıkladıkça batıyorum...
