İçi boştu. Mecazi anlamda değil. Sanki gerçekten tüm iç organları içinden sökülüp çıkarılmış. Bağırsakları, ciğerleri, dalağı, kalbi... İçi boş. Sadece postu kalmış. O da derisi ve vücudunu ayakta tutmaya çalışan kemikleri... Boğazından aşağı litrelerce bira dökülmüştü. Birayı yutmamıştı. Herhangi bir vücut salgısıyla karışmamıştı alkol. Belki çok hızlı içtiğinden, belki çok fazla, belki ikisi de... sadece litrelerce o boş vücudun içine doluyordu sıvı ve ağzından sadece bira sifonunun musluğundan duyulan cinsten keskin, ekşi, acı bira kokusu saçılıyordu konuştukça. Gözlerinde perdeler vardı. Maviydi gözleri. Eskiden, daha önce hiç görmediğim parlaklıkta elmaslar saçılmış gibi parıldayan gözleri, sönmüştü. Sonsuz bir donuklukta, hayvanların ölmeden önceki son anlarındaki yardım dileyen çaresiz bakışları gibi.
"Artık kimseyi sevemiyorum" der gibi baktı. "Güçlüyüm, mutluyum, toparlandım, sensiz de iyiyim" der gibi baktım. Konuştum...Bişeyler hakında... Gülüşlerim dondu. Havada asılı kalacaklarından korkup daha çok güldüm ve konuştum. "Hala birbirimize uzanabilir miyiz?" der gibi baktı. İçindeki yardım çığlıkları atan çocuk baktı... Otuzbeş yaşındaki yorgun adam baktı... Bir zamanlar aşık olduğum adam baktı...Çoktu. Çok fazla. O kadar yakın dururken, birden aramızda ne kadar kocaman bi mesafe olduğunu düşünmek acı verdi. İçimi vida burgacı gibi bişeyle oydular. Benim de içimi boşaltacaklar diye düşündüm. Belki boş olsa daha iyi olur, belki o da bunu deniyordur dedim.
Zayıflamş bedeni, içinde kan kalmamış damarlarını saklayamayan ince bembeyaz teni, titreyen elleri, her zaman önünde duran en büyük sığınağı-bira bardağı, "dude" diye seslendiği biri, birileri, biryerler... Gitmem lazım benim...kaçmam, bakmamam lazım...
İçimden yüksek sesle şarkı söyleyeceğim, söylüyorum zaten. Geçecek. Arkamı döndüğümde bitecek.
Vapurlara biniyorum, otobüslere, "şehir" den geçiyorum... Bir yerler görüyorum. Hiç aklıma gelmiyor... Hiçbirşey. Ona dair. sonra birden burnunun kenarlarının ve dudakarının kıvrımları, bir de kirpikleri... Yer fıstığı ezmesi kokusu...
Unutmuyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder