bir küçük kız çocuğuydu...gözlerinde parlak ışıklar. kahverengiydi gözleri, altları şiş torbacıklı...fotoğraflar çektiler, birileri güldü, birileri kameraya baktı, birileri şarkı söyledi, kollarını kaldıranlar oldu...oysa ki kendimizi yerlerde bulmuştuk biz...tozlar içinde. herşeye rağmen yerlere yakın olmak cazip geldi. bacaklarındaki kasları kuvvetlendirmesi gerek daha uzağa zıplayabilmek için...müzik çalıyor. ES...kumdan fırtınalı evler, düğün şenliklerine benzeyen tiyatro oyunları, gürültüler bişeyler. sen sevgilinin omzuna sarılacaksın, ben her sabah o yolu yürüyeceğim kepekli tost yemek için...oysa ki sevmiyorum. hele o büfeciyi hiç. aldığım faturanın faturası pahalıya mal oldu bana neyse bitti işim o adamla bu ay için...çok yoruluyorum bazen. anlatmak ve açıklamak çok saçma geliyor. dersteydik...hiç konuşmadım. neden suratıma kapıları kapatıyorlar? benim umurumda olsa keşke. kendimi bir semaver kadar özgür hissedebilirim o ofiste ancak...
ben çay dolduruyorum, zaman geçiyor...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder