Tramvaya bindim. Yer buldum, oturdum. Bi durak geçti. Kapıdan bi kadın (?) girdi. Siyah uzun manto, kısa paçalı pantolon, taşlı çizmeler; sivri burunlu ve ince topuklu, leopar desenli çanta, saçlar sarı; arkadan toplanmış. Ucuz bi parfüm kokusu yayıldı etrafa. Yanımda ayakta duruyor. Hatlar sert, elleri kaba, kadın eli gibi değil. Saçlarının alnıyla birleştiği noktalar bi garip, saçı peruk da değil ama bi tuhaf. Dudakları fazla ince ve dudaklarının üzerindeki tüyler fazla alınmamış.
Hareketleri erkek.
Gergin.
Herkes onu inceliyor. Acaba?...
Yanıma oturdu. (Sessizlik)
Bütün kafalar oturduğumuz ikili koltuğa çevrili. Kimsenin bana baktığı falan yok, fark bile etmemişlerdir. Olabildiğince paspalım. Saçlarım pırasa demeti gibi saçılmış etrafa. Suratım bembeyaz. Yanımdaki ise farklı. İnsanlar ise adi.
Tramvay duraklarındaki görevliler iğrenç. Burası hangi durak diyorum. Adam önce memelerime sonra bacaklarıma bakıyor. Ona göre cevap verecek herhalde. "Beyefendi içerideki anons zeytinburnu dedi, ben de indim ama burası zeytinburnu değil, neresi burası" diyorum. Hala vücudumu inceliyor. "Hadi ya" diyor. Acayip yardımcı oldu. Nerde tecavüz etsem bu karıya? bakışlarından midem bulanıyor. Kusmak istiyorum. "Siktir" diyip arkamı dönüp gidiyorum.
Sadece tansiyonum 28 e fırlamadan evime gitmek isterdim ama eğer İstanbul' da yaşıyorsan ve evine gidebiliyorsan zaten bu bir mucize ve asla şikayet etmemelisin. Hatta görevli bana tecavüz bile etmedi, ne kadar şanslıyım. Lay lay lom...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder