19 Mart 2008 Çarşamba

Taksi maceraları vol. II

Bu adam tam bir ruh hastası.
Sabah gene bu mevzu bahis taksiye bindim. Artık adamın arabası bal köpüğü rengi Peugeot değil. Tuhaf bi metalik lacivertimsi mavimsi bişey, markasını sorma bilmiyorum çünkü sabahları beynen uyuyor oluyorum...Adamda bitakım gelişmeler var. Herhalde müşterilerden şikayet falan geldi ki artık car car car car konuşmuyor, saçmasapan ders verici özlü hikayeler anlatmıyor. Ama adam aynı adam. Sürekli gergin. Ama sürekli... Ruhsal bi bozukluğun derin izlerini taşıyor bakınca. Sürekli camlarla oynuyor. Açıyor kapıyor açıyor kapıyor. Teypteyse muhakkak saçmasapan bi müzik oluyor. Artık radyo olayını aşmış, yeni arabayla birlikte cd olayına geçmiş. Mesela bugün sonuna kadar 50 cent açtı. Delirmiş gibi...Bangır bangır...it's your birthday ha ha ha...Tek şarkı falan değil, bayağı bildiğin albümü ya. Mükemmel bi hip-hop karnavalı adeta sabah 8' de. Ben adamla konuşmuyorum ve konuşmadığım için şunu kapatır mısınız diyemedim korkudan. Eğer adamla yanlışlıkla bir diyalog falan kurarsam ya benle konuşmaya başlarsa gene, ya nefes almadan hikayeler anlatmaya başlarsa. Aman Tanrım düşüncesi bile korkunç.
Yaklaşık 30 dakikalık Bakırköy-Maslak yolunu başarıyla 1 saatte aldı kendisi. Bütün olduk olmadık ne kadar sıkışık yan yol, şerit ve bilimum alternatif yol varsa hepsine girdi. Trafiğin sıkışık olduğu yerlerde 180km/h ile, yolun bomboş olduğu yerlerde 20km/h ile gitti. Ben stresten 3 tane sigara içtim arabada. Yol bitmese bi paket içerdim ama 1 saate sığdıramadım ne yazık ki.
Sanırım insanlar bu şekilde akciğer kanseri oluyolar. Sanırım...

Hiç yorum yok:

İzleyiciler

Açıkladıkça batıyorum...