Pazar günü çok içtim. Ama öyle böyle değil... Bi daha içersem n'oliyim dedirtecek kadar. İlk önce votka içmeye karar verip sonra çılgın arkadaşlarımın aldığı garip karışımdan, sonra da abartıp üstüne biraları kafama dikerken çok da mutlu gözüküyordum. Sonra o kafayla tuvalete gitmeyi unutup yaklaşık 1 saatlik Borum - Akyarlar yolunu sarhoş bi vaziyette - "ulan ya altıma yaparsam???, neyse canım yaparsam yaparım napiyim!!!, ama çok ayıp insanlara hem de arabanın sahibiyle bugün tanıştım hiç de iyi bir izlenim olmaz hay allah ya!!" düşünceleriyle mücadele ederek, arka koltukta bayılmış bi vaziyette - katettim. Neyse buraları geçiyorum. Sonuç olarak altıma yapmadım. Neyse ki!!!
Ertesi gün uyandığımda hala sarhoştum ve kendimi hasta hissediyordum. Kalktım plaja gittim ama bööle saçmasapan bi haldeyim. İnsanları birer silüet olarak falan görüyorum. Herşey flu... Bir de işin kötüsü millet arkamdan ooo Yeşim geç kaldın ya, nerelerdesin bak şööle de bööle falan diye laf yetiştiriyor. Ben de bok gibi olduğumu çaktırmamak için gülümsemeye çalışıyorum ama halim berbat. Kendimi bi şezlonga attım. Yatıyorum ööle sabit. Yan taraftan turuncu mayolu, saçlarının tepesi kel, kısa boylu, tıknaz, 40' lı yaşlarda olduğunu tahmin ettiğim bi adam koşarak yanıma geldi:
- Sizi dün gördüm, fotoğraf çekiyodunuz, köpeğe kraker veriyodunuz, ben de çekiyorum fotoğraf bla bla bla bla bla...
Adam durmadan bişiler anlatıyor. Ben de sadece kafa sallayıp gülümsüyorum. Arada "yaa ne güzel", "hı hı" falan gibi hala yaşadığımı ispatlayan sesler çıkartıyorum. Bu arada adam ben de çektiğim fotoğrafları göstericem falan dedi, cep telefonunu çıkardı. Abuk subuk fotoğraflar gösteriyor. "Bunlar bizim site yöneticisi, bu köpek, bu annem, bunlar bizim bahçe: bahçeyi çektim çünkü site yöneticisi buralara bakıyoruz diyor ama bakmıyor, herşeyi ben yapıyorum" vır vır vır vır falan diye anlatıyor bişeyler. Sonra nerdensiniz ne iş yapıyosunuz falan derken, "Ben diş hekimiyim." dedi. Ben de artık galiba bişey söylemem gerek adama çok ayıp oluyo böyle yalı kazığı gibi duruyorum diye düşünüp, " aaa ben de dişlerime baktırıcaktım" dedim. Çok salağım. Bravo bana!!! Bu ne abi?? Dişlerime baktırıcaktım!!!! Dön de kıçına baktır töbe töbe... Adam sanırım bu lafı çok salakça mı buldu ya da belki duymadı mi nedir kendi aleminde konuşup duruyordu hala... Bu lafın üzerine "Ben sizin numaranızı alabilir miyim?" dedi. Bundan sonraki diyalog şööle:
- Ben sizin numaranızı alabilir miyim?
- Neden?
- E siz de İstanbul' da sınız. Buluşur görüşürüz. Ben sizin dişlerinize bakarım.
- Yok sağolun, gerek yok.
- Ama lütfen.
- Bakın ben numaramı vermesem daha iyi.
- Ama lütfeeeeeeeeeeeeeeeen...
- (Hay sokucam bi siktir git be adam nerden çıktın, zaten zor duruyorum ayakta şimdi üstüne kusucam, kusarken dişlerimi de görmüş olursun herhalde!!!!)
Adam çok bozuldu. Koşarak geldiği gibi koşarak gitti yanımdan. Ben de hayretler içerisinde bakakaldım arkasından..."Çok depresif..." diye düşündüm... Ama çok...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder