Kemerlerimizi taktık. Kalkıyoruz. Neden aynı yönlere gidemiyoruz anne. Bilmiyorum kızım senden hep korkuyorlar. Ondan olablir. Anne ben kimseyi korkutacak bişey yapmadım. Yapmak istemedim. Biliyorum kızım.
Bir şişe şarap içmişken hazır bak ne anlatıcam sana. Fotoğraf çekerken kendimi iyi hissettiğimden bahsedicem. Mumlar yanıyor masada. Kırmızı mumlar. Çok güzel akşam yemeğinin gölgesinde kalmanı istemedim. Mumlar aydınlatsın etrafı istedim. Seviştiğimizi kimseye söyleme. Kendi dilinde de kimseye bahsetme. Ben bazen kendime de söylemiyorum sanırım. Öylesi iyi oluyor. Fotoğraf diyordum. Başka bir ülkede çok eğlendiğin bir zamanı hatırla, ben de fotoğrafını çekeyim. O zaman gözlerin güler, o zaman zaman geriye gider, o zaman mekan kaybolur. Belki çekitğimiz fotoğrafa bakarken de bir başkasına anlatırsın o şarabın ne kadar güzel olduğunu...
Çok çabuk geçen, geri gelmeyen, geçtikçe sana bişiler katan, senden o kadar da alan; ama mecbur olduğun, içinde yaşadığın herşeye şahit, sonsuz; ama kişi için sonlu karmaşık ve çok basit bişey...zaman bu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder