9 Nisan 2009 Perşembe

Kate Winslet

Bugün bir film galasına gittim ilk kez. Filmin galası Nişantaşı'nda City's isimli bir alışveriş merkezinin içindeki sinemadaydı. City's denen yeri sevmedim. Zaten alışveriş merkezlerini pek sevmem. Yanyana dizilmiş markalı mağazalar ve penceresiz uzun koridorlar... İçerideki asansörlerin komple camdan tasarımı da inip çıkarken insanın midesini bi tuhaf yapıyor. Galiba ben hiçbir zaman "modern mimari" insanı olamayacağım. Hayallerimde hala yemyeşil kırlardaki ahşap evler falan var. Bu asansörler de nereden çıkıyor canım. Yüksek binalar zaten oldukça gereksiz.
Galanın en iyi yanı yiyecek ve şarap servisinin olması galiba. Hatta su istedik de-paraylaymış. Ama şarap beleş. Hatta içmediğin zaman bozuluyolar, zorla burnuna doğru uzatıyorlar tepsiyi. Neyse, ben 2 kadeh beyaz şarabı yuvarladım. Pek güzel oldu. Film hakkında değil herhangi birşey adını bile bilmeden gitmiştim. Şarabımla salınarak rahat koltuklara yerleştim. Oooooh süper bir salondu gerçekten.
Bu arada yanımdaki arkadaşıma filmin adını sordum. "Reader" dedi. Hmmmmm....hiçbi fikrim yok hala diye düşündüm.
Filmi gözümü kırpmadan seyrettim. Kate Winslet her defasında beni büyüledi oyunculuğu ile. Ralph Fiennes denen adam mükemmeldi. David Kross mükemmeldi. Film boyunca karakterlerin gözlerindeki duygulara baktım. Çok gerçekçi idi. Mutlaka tekrar seyredeceğim.
Siz de seyredin. Ama hiçbişey bilmeden gidin sinemaya. Öylesi daha güzel oluyor.

Hiç yorum yok:

İzleyiciler

Açıkladıkça batıyorum...