26 Mayıs 2009 Salı

Günlerdir evde olmaktan dolayı sanırım hafiften sıyırmaya başladım. Yaratıcılığım sıfır düzeylerinde seyrederken sadece 100 saattir internet başında duruyorum ve bilimum sitelerde gezinip sonra sıkılıp tüm pencereleri kapayıp sonra başka pencereler açıp tekrar gezinmeye başlıyorum biyerlerde.
Litrelerce yeşil çay, kafeinsiz kahve, diet çayı, su ve bilimum gereksiz sıvı tükettim. Arabesk RnB den tanbur takismine kadar birsürü müzik dinledim. En sonunda kafam şişti, kuş seslerini açtım onu dinliyorum. Kuş sesi mp3 ü mü var demeyin. Var. Benim gibi sıyırmış insanlar arada hayatlarını düzene sokma gayesiyle yoga meditasyon reiki transandantal bilmemne gibi faaliyetlere merak salar. Ama ömrü çok uzun sürmez, kısa sürede unutulur. O günlerden kalma relaxation mp3 lerim var. Dolu. Kuş börtü böcek orman rüzgar ağaç su deniz okyanus bilimum sesler falan. Acayip relax olmam lazım ama olamıyorum.
Tüm gün ses kaydı yaptım. Arkadaki dip sesi yok edicem diye bir sound engineer edasıyla programın heryerini kurcaladım. Meğer öyle olmuyomuş o işler. Ses kartı almam lazımmış. Hey gidi güzel gün bununla uğraşırken seni kaçırdım demek.
Arada yemek yiyim diye kendime yumurta yaptım. Tırtır' a da yemek yaptım. Yemedi. Bakmadı bile. Bu kadar mı kötü aşçıyım lan. Aslında çok güzel yemek yaparım ama kedi hayvanı kuru mama seviyo naapiyim. Annem sosyal yardım nitelikli bi torbayla eve geldi. İçinden kahve hazır çorba giysi kabartma tozu gib şeyler çıktı. Aysel teyzen taşınıyomuş bunları bize verdi dedi. Günün en heyecanlı anı torbadakilere bakmak oldu. Aysel Teyze' ye burdan teşekkürlerimi sunarım.


Anne biz çok mu fakiriz lan diye ağlamam gerekir miydi diye de düşünmedim değil hani. Biraz acıklı galiba ya. Dur lan ağlıcam mı ne!!!

Hiç yorum yok:

İzleyiciler

Açıkladıkça batıyorum...