23 Haziran 2009 Salı

Bodrum insanı

Bodrum' a çocukluğumdan beri gelirim. Ama nedense kimse beni tanımaz, ben herkesi tanırım. Sanırım değişen saç modellerimden olsa gerek. Burası küçük biyer. Eskiden köy diye geçerdi ama tabi pek köylük hali kalmadı artık. Yine de tek tük buranın yerlisi köylüsü falan var etrafta. Buranın insanı bi acayiptir. Çok yoruculardır. Genellikle aklı selim bi insanın buradakilerle muhabbet etmesi imkansızdır. Karşılarındakini hiç dinlemezler. Dinleseler de söyleneneleri process edip tanımlayacak kadar bellek yoktur. Bu yüzden sadece "hayır" ya da "ama" ile başlayan cümleler kurarlar. Bu da bir süre sonra onların monolgu haline dönüşür ve çok aşırı sıkıcı olur. Kaçası gelir insanın. Zaten bahsedilen şeyler ile ilgilenmezler. Tek ilgilendikleri evlilik, çocuk, yemek ve hava durumudur.
- Deniz suyu bugün çok güzel. (Empati kurarım umuduyla başlatılan bi diyalog)
Halbuki karşındaki sadece evli olup olmadığına falan odaklanmıştır.
- Hayır! Dün daha iyiydi. Bugün güzel değil.
- Aaaa ben yüzdüm demin bana çok güzel geldi. Hem dün de girmiştim. Gerçekten bugün dünden daha ılık, hoş.
- Hayır! Ama siz dün çok geç girmişsinizdir. O yüzden şimdi size iyi gibi geliyordur.
( Hay amına koyyim ya. Nereden girdim bu saçma muhabbete. Banane kadın sudan falan. Ben yüzdüm kardeşim ve hiç ilgilenmiyorum su kaç derece. Yüzmek istedim ve yüzdüm. Bu kadar. Kuzey denizi olsa gene yüzerdim çünkü yüzmeyi seviyorum! Senin o saçmasapan birbirine bitişik sayko gözlerin duran suratın ve dudak bükme hareketlerin de ayrıca çok çirkin. Bence sen zaten denize falan girme. Otur evde herşeyden şikayet et. Tamam mı!)
Bu insanların kafasında herhangi bir konu ile ilgili bir fikir yoktur. O yüzden herşeyi bilmeye çalışma oyunu oynarlar ve bunu da her şeye muhalefet olarak yaparlar.
Şimdiye kadar benim ne dediğimi dinleyen hiçbir bodrum insanı ile karşılaşmadım. Hep bir monolog kurbanı oldum. Ama artık tecrübeliyim ki arkama bakmadan yürüyüp gidiyorum.

Hiç yorum yok:

İzleyiciler

Açıkladıkça batıyorum...