4 Haziran 2009 Perşembe

Plak hışırtısı içimdeki tozları süpürüyor gibi bir ses çıkar mıyor mu sence de? Pille çalışan zavallı aletler kurmalı bebekler ve pamuk prenses. Yedi cüceleri olmadan yaşayan bir prenses. Kabarık beyaz eteklerini görüp işte bu dediğim prenses...İçimizde başkalarının ceset kokularını duymamak için hep başkalarını kokladık. Aradık ama gene de aklımızdaki unutlumayan kokuyu... Bazen dolmuş duraklarında bazen otobüslerde bazen bir arka sokakta ucuz bir barda tavlada sevgilini yenerken arkandaki adamda aynı kokuyu duyup aynı o zamandaki duyguyu hissedebilmek için uğraştık... Oysa ki parçalanmış kalplerimiz ve herşey onun dışında....Parçalanmış gençliğimiz . Sevdiklerimiz hep alıp başlarını nereye gidiyorlar? Kelimeler bitmeden eylemler bitmiş mi oluyor bazen? Ve her zaman sarfedilecek bir sürü cümle mi kalıyor arkada? Neden herşey eksik? Ben çığlık attıkça kedi bana bakıyor. Anlıyor galiba çektiğim acıyı. Tanrım bana dayanamayacağım bi acı verme demiştim. O da bana "unutmayı öğrettim sana" dedi. "Yok olmayı öğretmedin ama" dedim. Şimdi keman çalan bir adamın evinden kalbimi alıp çekmeceye koymam gerek. Kime ne kadar katlanıyoruz be kuzum? Katlanarak mı çoğalıyoruz? Yoksa bölünerek mi? Ruhumuz bölündükçe mi yaşıyor olduk ne zamandan beri ya....




Bişey var...............................................................................................................................................................................





Mı?

Hiç yorum yok:

İzleyiciler

Açıkladıkça batıyorum...