Hava soğudu. Kapıları kapalı evlerin. Etraf karanlık. Üşüyorum. Neden teyzeciğim yakmıyorlar mı kaloriferleri burada? Öyle değil yavrum benim içim üşüyor. Gözlerim doluyor. Belli etmiyorum.
Kuyular var. Açıp içlerine bakmadıkça sadece yankıları geliyor dışarıdan. Biz ise onları gerçekler sanıyoruz. İçindekileri bilmiyorlar. Kuyu sensin. Sen... Kuyuların içindekiler senin yüreğindekiler. O kadar derinlerde bir yerde ki hissettiklerin dışarıya sadece yankıları geliyor. Ağladığın zaman kahkaha gibi duyuyorlar. Sense sürünüyorsun dışarıya bi yerlere ulaşabilmek için. En son kime vermiştin anahtarını o kapının. Geldi açtı ve baktı...Sadece baktı...Israrla baktı...Görmedi... Yeterince derin bakmadı ve çıkıp tekrar gitti arkasına bakmadan... Oysa ki sarkıttığın iple birlikte aşağı iner sanmıştın. İpin ucu boşlukta sallanıyor şimdi. Sen ise kapıya doğru sürünüyorsun bütün tozları sıyıyrarak bedeninle.
Nefes alıyorum. Nefes alıyorum ve nefes veriyorum. Belki duyarlar diye. En son kapıyı açtıklarında gördüm, bir çizgi ışık geldi içeri...Hala yaşadığımı anladım o zaman. Hala nefes aldığımı anladım o zaman. Arada gelip bakanlar oluyor. Ben ise onları göremiyorum kafamdaki tozlardan gözüme gelen saçlardan, Kalbim çarpıyor. Kalbim her gün daha hızlı çarpıyor. Kalbim bazen tam duracakken daha hızlı çarpıyor. Ölmek istemediğini biliyorum ama dayanamadığını söylüyor.
Uyumak bazen yardımcı olmuyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder