5 Mart 2015 Perşembe
Dik dik
Geçen gün kaldırımda duruyordum. Halk Eğitim merkezinin önünde. Tabelasına bakıyordum. Hangi kursların olduğu yazıyordu tabelada. Belki yoga dersi verebilirim lan umuduyla heyecanlanmıştım. Zaten benim göbek adımı annem heyecan koysa iyi olurmuş. Sürekli bir heyecan hali içimde bitmeyen... Ben aval aval tabelaya bakıyor olmalıyım ki önümden geçen adam diyemeceğim yaşta ergen erkek varlık ağzımın içine girdi. Ama baya bu kadarını ilk defa yaşamışımdır veya bilemedin ikinci- bir kere de Şok marketin önünde yaşlı amca ile dudak dudağa gelmiştik onu da sonra anlatırım. Şimdi konuyu dağıtmayım. Neyse ağzımın içine girdi derken burada bir hüsn-ü talil filan yapma derdinde değilim. Zaten sorsan edebiyattan o kadar da anlamam. Tam o anda mesela tesadüfen "üç" veya "üçyüzotuzüç" filan gibi bir şey diyor olsaydım ergenle öpüşmüştük. Durup dururken yani. Baştan aşağı süzdü süzdü süzdü, geçip gittikten sonra arkasına dönüp tekrar baktı. Bu bakmalar hep var. Bitmiyor. Sanırım ben ölmeden bitmiş de olmaz, ben ve benim neslim bittiğini görmeyiz yani. Sonra ne olur bilemem onu. Onu sonraki nesiller düşünsün.Türk kadını olarak gözle taciz zaten yabancı olduğumuz bir şey değil. Devamlı oramız buramız izleniyor. Göz dikiliyor üzerimize- öyle hoş naif bakışlar değil. Dik ve nefret dolu. Çocukluğumdaki Türkiye' yi ben özledim. Medeniyet sana hasretim.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
İzleyiciler
Açıkladıkça batıyorum...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder