2 Haziran 2007 Cumartesi

sen gittin yaz geldi

Karşımda öylece duruyorsun. Tüm vücudun, saçların ve organların aslında aynı yerinde. Pek bir şey değişmemiş...Bakışların samimiyetsiz ve yalancı. her zamanki gibi çok "meşgul" izlenimi vermeye çalışan el kol hareketlerinse yorucu. Suratın değişmiş. Huzur yok suratında. O hiç görmek istemediğim insan modellerinin edindiği garip ifade yerleşmiş her çizgisine...olan çizgilere-ki nekadar varsalar. Ben karşında öylece duruyorum. Fiziksel olarak yorgun ama içsel olarak çok huzurulu hissederek. Büyük ihtimalle dış görüntüm hiç de bir erkeği etkileyecek cinsten değil. Hele ki seni zaten hiçbir zaman etkilemedi. Birşeyler söyleyebilmek veya en azından gülümseyebilmek için tüm kaslarımı sıkıyorum. Küçücük bir tebessüm bile çıkmıyor. Büyük ihtimallae suratım beton gibi görünüyor. Buna bile aldırmıyorum oysa ki. Onca zamandır düşündüğüm ve çok üzüleceğimi sandığım o anda hiçbirşey hissetmemenin verdiği garip bi duygu var sadece. Sevinçle ya da üzüntü ile alakası yok hissettiklerimin. Sadece 10 kilo vermiş gibi hissediyorum o kadar. İçimden seni gerçekten söküp atmş gibi hissediyorum ve aslında galiba gerçekten o an anlıyorum ne istediğimi veya istemediğimi. Büyüdüğümü hissediyorum. Artık eski zamanlarda değer verdiğim şeylerin ne kadar uzaklarda kaldığını, istasyonda ayrılan bir trenin arkasından bakarkenki gibi gidişini izlediğimi anlıyorum. Gözümün önüne pek bişey gelmiyor. Ne bir güzel an ne bir ses. Çünkü düşünmüyorum bile. Kendi kendime çok mutluyum, içimde garip bi huzur var. Bir zamanlar birerlerde, tesadüfen de olsa doğru şeyleri yapmış olmanın huzuru...Kendimle barışmamın huzuru. Bir başka şeyde bulamadığım o garip huzur.
Dolmuşa biniyorum, kafamın arkasındaki kafa dayamak için olan kısım çok rahat, camdan ılık bir rüzgar esiyor, bugün Haziran' ın ilk günü. Artık yaz geldi.

Hiç yorum yok:

İzleyiciler

Açıkladıkça batıyorum...